İnsan Merkezli, Sistem Odaklı Tasarım

Hem insan merkezli hem de sistem odaklı yöntemler, etkili bir tasarım yaklaşımında kendilerine yer bulabilir ve toplumsal sorunları aşmakta birlikte işlev görebilirler.

Jill Vialet, Birleşik Devletler’deki vekil öğretmen sisteminde ciddi problemler olduğunu uzun zamandır biliyordu. Okulların ve gençlik programlarının teneffüs ve oyun ortamları oluşturmalarına yardım eden bir kuruluş olan Playworks‘te kurucu ve CEO olarak görev aldığı yıllarda bu problemleri bizzat görmüştü.

Okul idarecileri acilen çözülmesi gereken, kalıcı bir probleme işaret etmişlerdi: Vekil öğretmen eksiği. Bir öğretmen hastalık sebebiyle gelemediği ve kayıtlı bir vekil öğretmen bulunamadığı durumlarda idareciler telaşla okuldan birini bulmak veya öğrencileri başka sınıflara dağıtmak zorunda kalıyorlardı. Bu da, genelde kötü öğrenim deneyimlerine neden olduğundan, okul personeli için lojistik bir kabusa dönüşüyordu. Pek çok okul daha fazla vekil öğretmen bulma ihtiyacı hissediyor, ancak bunu gerçekleştirebilecek zamanı bulamıyordu.

Birleşik Devletler’deki eğitim sisteminin vekil öğretmenliği yeniden düşünüp tasarlayabileceği ve tasarlaması gerektiği fikri Jill Vialet’in aklını kurcalıyordu. 2015 sonbaharında, bu problemin üstesinden gelmek için yeni bir tasarım yaklaşımını denemeye karar verdi.

Vekil öğretmen sisteminin nasıl çalıştığını öğrenip, okul bölgelerinin verilerini inceledi ve pek çok bölgede sertifika alıp programa dahil olmak için zaman ve emek harcamış çok sayıda kayıtlı vekil öğretmenin olduğunu şaşkınlıkla öğrendi. Ancak bu vekil öğretmenlerin yalnızca çok küçük bir yüzdesi düzenli olarak ders veriyordu, geri kalanlar ise ya bazen ders veriyor veya hiç vermiyorlardı. Sorunu “vekil öğretmen eksiği” olarak tanımlamak meseleyi basite indirgemekti. O hâlde vekil öğretmen ihtiyacını bu kadar büyük bir havuzdan karşılamak neden bu kadar zor oluyordu?

Bu soruyu cevaplamak için, Jill Vialet ilk elden araştırmaya, tasarımın kimin için yapıldığını anlamaya ve yinelemeli-deneysel bir yaklaşıma önem veren insan merkezli tasarım yöntemlerine yöneldi. Vekil öğretmenlerle etnografik mülakatlar yaparak işe başladı. Hikâyeler iç açıcı değildi: Okulların kendilerine saygı duymadıklarını ve değer vermediklerini düşünüyorlardı, okullarda ne topluluktan ne de diğer vekil öğretmenlerden destek aldıklarını hissediyorlardı.  Jill Vialet, “Vekiller en iyi ihtimalle en son akla geliyorlar, en kötü ihtimalle de alay konusu olarak görülüyorlar,” diyordu.

Mevcut vekil havuzu yeterince kullanılmadıkça ilk düşüncesi olan vekil sayısını artırmanın pek faydası olmayacağını anladı. Daha fazla vekil öğretmeni işe almak temel problemi, yani vekilleri bekleyen sistemi ve iş deneyimini çözmeyecekti. Bu nedenle, Jill bakış açısını değiştirdi, çalışmalarını okulların ve bölgelerin vekil öğretmenlere destek olmak için kendi yaklaşımlarını geliştirmelerine olanak tanımaya yöneltti.

Karmaşık toplumsal sorunlarla mücadele

Jill Vialet’in karşılaştığı zorluk (K-12 seviyesinde vekaleten öğretimi kadrolu öğretmenlerin yokluğunda yüksek eğitim kalitesi sağlayacak şekilde yeniden tasarlamak), son derece insani bir sorun olduğu gibi aynı zamanda karmaşık sosyal sistemlerle bütünleşik hâlde. Çözmeye çalıştığı problem, emsalsiz de değil. Örneğin eski bir Stanford d.school Civic Innovation Fellow’u olan Rita Nguyen, besleyici gıdaya erişimi Birleşik Devletler sağlık hizmetleri ve sağlık sigortası sisteminin bir parçası yapmak için çalışıyor. Bir başka eski üye olan Jae Rhim Lee ise cenaze endüstrisine ve köklü toplumsal beklentilere rağmen defin pratiklerini çevresel açıdan daha akılcı bir hâle getirmeye uğraşıyor.

Bu türden problemler, daha geniş kapsamlı güncel sorunları ele alırken insanları ve motivasyonlarını anlamayı da gerektiriyor. Mümkün olan en büyük faydayı sağlamak için muhtelif paydaşlardan ve kurumlardan oluşan bir ağa hangi noktadan etki edileceğini bilebilmek hayati önem taşıyor. Belirli bir sosyal sistemin sunduğu koşullarda çözümlerin kısa ve uzun vadedeki verimliliğini, yani bir araya gelerek söz konusu meseleyi var eden ve besleyen insani ve kurumsal tüm unsurları bilmek de bir o kadar önemli.

Bir tasarım yaklaşımı benimsemek

Tasarım yaklaşımının basit bir tanımı. (Kaynak: SSIR)

Tasarım yaklaşımı, çözülecek doğru problemi bulmaya ve problem çözümüne olduğu kadar problemin keşfine de yatırım yapmaya önem verir. Hem insan hem sistem düzeyindeki zorluklar için, eğer anlamlı bir değişime yol açmak istiyorsak hangi sorunların ele alınmaya değer olduğunu tespit etmeliyiz. Etkili çözümleri, ancak doğru problemi yorumlayarak üretebiliriz. Tasarım yaklaşımının çok basit bir tanımını verecek olursak, bir zorluğu anlamaya çalışmaktan başlayıp bu zorluk karşısında çözümler yaratmaya varmak denebilir.

 

Kademeli değişimden ziyade etkin çözümler üretmek için problemler karşısında yeni bakış açıları geliştirmemiz gerekir. Niceliksel ve niteliksel verileri bizi daha iyi fırsatlara yönlendirecek içgörüler kazanmak için analiz etmeliyiz. Yeni bakış açılarıyla, daha etkili çözümleri kavramsallaştırabilir ve üretebiliriz.

Tasarım yaklaşımı için bir şema. Bir proje sürecinde, dört kadrandan genelde noktalı çizgi ile gösterildiği gibi geçeriz. (Kaynak: SSIR)

Tasarım yaklaşımı için bir şema. Bir proje sürecinde, genelde dört kadrandan noktalı çizgi ile gösterildiği gibi geçeriz. (Kaynak: SSIR)

Bu anlamlandırma çalışması bir soyutlama eylemidir: Somut olandan (edinilmiş bilgi ve gözlemler) soyut olana (yeni bir bakış açısı) doğru hareket edip sonra yeniden somuta (yeni çözümler) döneriz. Bu soyutlama, görünürdeki belirtilere yüzeysel bir müdahaleye yönelmekten ziyade yeni ve anlamlı bakış açıları ile çözümler elde etmemize yardımcı olur. 

Problem keşfine vurgu ile soyutlama ihtiyacını birleştirdiğimizde bir tasarım yaklaşımı için yeni bir görselleştirmeye varabiliriz. (Bu Charles Owen’ın 1998 tarihli “Tasarım, Gelişmiş Planlama ve Ürün Geliştirme” adlı makalesinde ortaya koyduğu modelin bir uyarlamasıdır.)

Yaklaşımımız böylece her biri bir kadrana tekabül eden dört aşamaya bölünüyor:

1. Niceliksel ve niteliksel veri toplama (somut-anlama)

2. Bu veriden probleme dair yeni içgörüler ve bakış açıları elde etmeye yarayacak anlam çıkarma (soyut-anlama)

3. Bu içgörüleri yeni olanakları belirleme ve neyi hedefleyeceğinizin çerçevesini oluşturma (soyut-yaratma)

4. Bu olanakları yeni ürün, hizmet ve sistem çözümlerini kavramsallaştırıp inşa ederek kullanma (somut-yaratma)

Tasarım yaklaşımının cevaplamaya yardımcı olduğu dört ana soruyu (her biri bir kadranda) gösteren şema. (Kaynak: SSIR)

 

 

Bu aşamaların her biri için kullanabileceğimiz birçok araç ve teknik var. Bir ekibin hangi aracı seçeceği eldeki probleme bağlı. (Bazı tipik araçlara takip eden bölümlerde değineceğim.) Çalışmamızı biçimlendirmeye dört ana soru yardım edebilir: Neyi fark ediyoruz? Ne anlama geliyor? Nasıl ilerleyeceğiz? Peki, çözümümüz nedir?